başını. Kara gecenin koynundan uyanmak bir kez daha güneşsiz bir sabaha. Çığlıkları her seferinde içine hapsetmek. Susmak, susmak, susmak…
Susuyorum. Sustukça konuşuyorum kendimle. İçimde bir ben var benden ayrı. Dışımda ayrı bir ben. Öyle farklılar ki birbirleriyle. Biri korkularıyla savaşırken, diğeri günlük yaşamın renkli bir üyesi sadece. Şarkılar dinleyen, aşk masalları okuyan, gülen biri dışımdaki. İçimdekiyse yaşadıklarından pişman, yaşayacaklarından korkan, yaşayamadıklarının özlemini çeken bambaşka biri. Üçüncü bir şahıs olup onların çekişmelerini izlemek istiyorum sessizce. Kazanan ya da kaybeden olmasın. Giden ya da kalan da.
Az mıyım çok muyum? Var mıyım yok muyum? Ben neyim? Masal mıyım gerçek miyim? Kaç mıyım göç müyüm? Hiç miyim suç muyum? Ben kimim? Diyor Candan Erçetin içimdeki bene ses olup, çığlık olup sesleniyor. Öyle ya ben de bilmiyorum kendimi. Kimim? Neyim? Nerdeyim? Neden?
Ne kadar??? Diyor adam kadına. Kadın susuyor. Adam isyanda bir kez daha soruyor sesini yükselterek. Ne kadar? Kadın, susuyor, susuyor, susuyor…
Daha ne kadar sürecek bu sorular? Ne kadar yalnızım? Ne zaman bitecek suskunluğum? Ne kadarım? Neyim? Kimim?BEN KİMİM?
Uzun bir aradan sonra sayfamda yazılarıma başlayabilmenin mutluluğundayım. Artık tekrar birlikte olacak ve yazılarımızı, duygularımızı paylaşabileceğiz.
İlk kez tek tip yorum kullanıyorum tüm arkadaşlara.. Çünkü bu bir yeniden
kavuşabilme mutluluğudur ve her arkadaşla "Tek tip" paylaşmak istedim...
Biz O'yuz; O'ndanız. Ve ancak elimizi ve gönlümüzü O'na verdiğimiz ve ne'yimize ve kim olduğumuza, içimiz ve dışımızdaki direnişlere aldırmadan o yolda yürüdüğümüz müddetçe kalbimiz huzru, aklımız gerçekliği kavrayacaktır.
Hatırlıyor musunuz? Bana demiştiniz ki " sen yolun en doğrusunu tuttun."
Peki madem öyle, o en doğru dediğiniz yolda neden siz de yürümeyesiniz; adım atması ve ilerlemesi zor ama yaşadığınız her türlü sıkıntıya, değen ve, çeşitli ödüllerini de sunan o yolda.
Yoksa.
Yoksa;
Sorular, sorular, kıvranışlar, aldanışlar, serzeniş, bunalım ve isyanlar, çığlıklar, yalnızlıklar...
Yazında ben de kendimden birşeyler buldum. Belki birçok kişi daha bulacaktır. Çünkü hepimizin bir "iç", bir de "dış" kimliğimiz var. İçimizde pişmanlıklarımız, yaşayamadıklarımız, açığa çıkaramayıp saklamak zorunda olduğumuz şeyler, yalnızlıklarımız vs.; dışımızda ise gülen, gündelik hayata karışan, herşey normalmiş gibi davranan bir "maske" var. Bu herkes için geçerlidir aslında. Duygu yüklü güzel yazın için teşekkürler.
yine güzel bir kahve yazısı ve şiiri
uyumak istedimiz zamanlar oluyor sanki uyuyunca
ruhumuz dinleniyor benimde öyle olduğum zamanlar çok olur
içsel düşüncelerimizden bir nevi kurulmak dinlenmeye çekmek gibi
dalı dalıp gidi veriyoruz ruhumuzun derinliklerindeki düşler ülkesine
isteklerimiz doğrultusunda yölendiriyoruz gerçeğimizdekilerin aksine.
hayal pereslikmi hayır huzur gibi
iç dünyamız vardır birde dış dünyamız hangisi biziz
pişmanlıklarla dolu iç dünyamızmı yoksa süslerle süslediğimiz
görünmesini sitediğimiz gibi olan dış dünyamı
sanırım sorular hep sürüp gidecek
cevapları hiç olmayacak.
benim penceremden bakış açım canım
herkez farkı bir yerden bakıcak kendinden bişeyler çıkaracak.
güzel bir hafta dilerim sağlık ve huzur herdaim yanında olsun.
sevgiler
Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!