KAHVE TADINDA DÜŞLERİM

Mayıs 15, 2008 - KUYUDAN 2008

Kategori: denemelerim

Bir kuyunun çıkrığında gidip gelen bir kovayım şimdi.

 Yolculuğum bir elin çıkrığa dokunmasıyla başlıyor. Gittikçe loşlaşan, rutubet kokan diplere iniyorum.

Bir el çıkrığa dokunuyor ve ben salınarak, gıcırdayarak iniyorum çaresiz. Yalnız ve kimsesizim orada. Anıların küf kokan hayaletleri dolaşıyor koridorlarda. Bir rüzgârın uğultusu kaplıyor her yanı. Kulaklarımı tıkıyorum. Ah o rüzgâr, nasıl da pervasız esiyor. Eskimiş bir sevdanın külleri savruluyor etrafa. İçimde yine bir yerler sızlıyor. Bir hastanın ölüm meleğini beklemesi gibi. Bir mahkûmun cellâdını beklemesi gibi. Umarsızca bekliyorum. Bu dibe inişler canımı çok acıtıyor. Üşüyorum, çok üşüyorum.

Bazen bir ışık huzmesi süzülüyor, kuyunun içine. Bir ses, makaranın beni çağıran sesi. Gözlerimi kırpıştırarak ışığa yöneliyorum. ,İpi tutan bir el görüyorum. Önce gördüğümün bir düş olduğunu düşünüp, yerimden bile kıpırdamıyorum. Kırılacak düşlerimden korkuyorum. Fakat sonra, içime bir umut doluyor. Beni yukarı çekecek ipe, olanca gücümle sarılıyorum. Heyecanla ipin ucundaki ele koşuyorum. Aynı heyecanı görmek kıvanç veriyor. İçim içime sığmıyor. Ama sanki bir yerde yanılıyorum. Ne acı ki o uzanan el de yanılıyor. Kuyuya inen bir kova, yukarıya buz gibi su taşır. Ya da kuyuda gizlenmiş mücevherleri. Oysa bu kovada yorgun ve ilgiye aç bir yürek, bir parça umut, gülen bir yüzün ardına saklanmış, alabildiğince keder var. İşte burada tıkanıp kalıyoruz. Ne kovayı tekrar dibe salacak kadar acımasız, ne de bu ağırlığı taşıyacak kadar cesur davranabiliyor. Kuyunun dibiyle, yukarısı arasında bir yerde sallanıyorum. Ne beni taşı diyecek kadar acımasızım, ne de tekrar dibe inmeyi göze alacak kadar cesur.

Ben mi seçtim bu kuyuyu? Kuyudaki bu görevi ya da bu çaresizliği. Bu bir kader mi? Peki ya bu çırpınışlar kadere inat mı? Yoksa kaderin oynadığı bir oyun mu?

Birgül

 

       

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! >Dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda...
Google Pagerank Checker

-->

-->
Kahve Tadında Düşlerim
Birgül Dikici

CİNİUS YAYINLARI

-->